Basciftlik.net / Tüm Yazarlar
23 Kasım 2017 Perşembe 11:0
Tüm Yazarlar
Ramazan'da Çocuk Olmak

“Neyleyim dünyanın dolu malını

Hesabını görmeye fermanım mı var

 

Bu mülkün hesabın bizden sorarlar

Onun için elin çekmiş veliler

Haramı var diye korku verirler

Benim ipek yüklü kervanım mı var.”

Saat gece yarısına ulaştığında sokağın başında çalan davulun sesiyle başlar sahur. Akşamdan annenize yalvardığınız ve annenizde size “kaldıracağım yavrum haydi yat” diye söz verdiği için uykunun en derin ve tatlı yerinde onun şefkatli eli dürter sizi haydi yavrum kalk sahur oldu”. Sesi duyarsınız duymasına da kalkmak o kadar kolay mı? Biraz daha, biraz daha.. Derken o şefkatli ve sıcak ses bu sefer tonu biraz daha fazla olarak uyandırır sizi uykunuzdan. Siz yatağın içinde doğrulup etrafa uykulu gözlerle bakarken evin diğer halkı oturmuştur bile yer sofrasının başına. Mis gibi kokan çökelikli katmerlerin yanında tavşankanı çaylar bardaklara doldurulurken gözlerini ovalayarak uykuya direnmek, çoğu zaman uykum açılmasın diye yüzünü bile yıkamadan oturmaktır sofraya, ne yediğini, nasıl yediğini bilmeden atıştırmak, yatak soğumadan tekrar yatağını el yordamıyla bulmaktır, sahur. Ertesi gün  mahalledeki çocuklar arasında  bir ayrıcalık bir itibardır çocuklar için sahura kalkmak.      

Yalnız öğlene doğru iyice acıkır azda susar çocuk. Kendisi diyemez ama gözü hep terekte duran geceden kalan yiyeceklerde olur. Evin büyükleri durumu anlar. Anne baba başlar takılmaya “yavrum orucunu bana sat”, “satmam”, “o zaman sen tekne orucu tut falan derken uzlaşı sağlanır, oruç bozulacaktır. Ama hiçbir zaman bozdun denmez çocuğa anne akşamdan kalan yiyeceklerden bir sofra hazırlar sevecen bir sesle “gel yavrum yemeğini ye ağzını yıkar yine devam edersin orucuna” dediğinde dayanamaz çocuk hazırlanan yemeği yer ağzını yıkayıp yeniden başlar “tekne orucunu” tutmaya.

Bazen de oruç tutmak babaanne ve dedenin sırtında akşamı etmektir. Akşam iple çekilir öğle yemeği yenmesine rağmen yinede herkesten önce sofraya oturup gündüzden hazırlanan çeşit çeşit iftarlıkları önüne dizip elindeki çatal kaşıkla ezan beklemektir.

Çocuk mahalledeki arkadaşlarına oruçlu olduğunu söylediğinde aynı emsal arkadaşları “essahtan mı diyon lan”  sözleriyle beraber inanmamanın varlığıyla ispat için dil göstermesi istenirdi.. Açlık ve susuzluktan beyazlaşan dili gören çocuklar “yarın bende tutacağım” sözleri ile arkadaşlarına duydukları özentiyi ifade etmeye çalışırlardı bizim çocukluğumuzda..

Başçiftlik’te iftar davetlerine “oruç açma” denilirdi. Gelenek olan oruç açma törenleri Başçiftlikli için çok yorucu olurdu, öğlen vakti evin kızı, gelini veya kadını davet edeceği komşuları ve akrabaları gezer “akşam bize oruç açmaya buyurun” denilirdi. Oruç açmaya cümbür cemaat bütün aile gider, erkekler bir odada, kadınlar mutfakta yemeklerini yerlerdi. Ortaya serilen sofra bezinin üstüne konan halbur ve eleklerin üzerine konulan siniye önce ekmek, su ve hoşaflar dizilir, daha sonrada her yemekten bir tabak yemek konulur, aynı tabaktaki yemekler kaşıklanarak yenilir, yemek bittikçe ilavesi yapılırdı. Ortalık bir anda kaşık sesine gider, börekler yufka ve tatlılar çorba, dolma, pilav, sütlü tabakları biri gider biri gelirdi. Oruç açma törenlerine imam mutlaka çağrılır yemeğin sonunda sofra duası okunurdu.  Yenen yemeklerden sonra topluca kılınan akşam namazı akabinde herkesin birbirine uzattığı tabakalardan yakılan sigaralar keyfe keyf katarken ev sahibi de misafirlerini ağırlamaktan mutlu kazandığı sevabı düşünerek bütün yorgunluklarını unuturdu. İnsanlar topluca teravih namazı için camiye giderken tüm mekânlar biz çocuklara kalırdı.

Annelerimizin peşine düşerek teravihe gittiğimizde erkekler tarafına girer, önce uslu uslu oturur, ne yaptığımızı bilmediğimiz için büyükleri taklit ederdik. Sonra yavaş yavaş gevşeyerek kikirdediğimizde yanımızdaki yetişkin dirseği ile dokunarak bize yanlış yaptığımızı belli ederdi, aralarda hep bir ağızdan okunan salâvatlar ise biz çocukların çok hoşuna giderdi. Akşam namazı ile yatsı namazı arasında mutlaka vaiz edilir ramazanın ve orucun faziletleri uzun uzun anlatırlardı. Teravih namazının selam aralıklarında  salavat getirilip hep bir ağızdan huşu içinde hoş geldin ya şehri ramazan derken mest olur, Son gecelerinde ramazan yolcu etme ilahilerinde Lelenin oğlunun acıklı sesi ile ramazan yolcu etmesini dinlerken cemaatin çoğu ağlardı.

Bizim zamanımızda teravihte çocuklar genellikle abdestsiz gider, namazın ne zaman başladığını, ne zaman bittiğini bilmediğimiz için eğilir doğrulur kalkardık genellikle en arkada saf tutar namaz başlayınca başlardık kikirdemeye. Bilirdik ki kimse namazını bozup bize müdahale edemeyecektir. O zaman keyfini çıkartmak lazım. İlk kikirdeyen çocuk camideki bütün çocukları otomatik komut almışçasına gülmenin cazibeli tılsımına çağırır. Bütün çocuklar öksürür tıksırır güler. Artık tut tutabilirsen. Selam verildikten sonra yetişkinlerden biri hışımla kalktığı gibi ayağa okkalı tokatlar inerdi yanaklarımıza,Ta ki biri  çıkıp ta “dokunmayın çocuklara” diyene kadar. ikinci fasılada çocuklar çekiştirilerek saf aralarına yerleştirilir tekbirle tekrar durulur namaza ama orası da güvenli değildir önce öksüren bir yetişkin taklit edilir işaret alınınca bir birini izler sahte öksürükler tüm çocuklar yeniden başlar kıkırdayıp fıkırdamaya. Belli bir olgunluğa geldiğimde hep düşünmüşümdür,  o yıllarda yetişkinlerin çocuklara  tahammülsüzlüğü nedendi acep.

Bizim kuşak biraz daha mı haşarıydı ne. Ramazanda yaptıklarımız aklıma geldiğinde hemen gülümserim. Gıcığın Osman, Namı diğer Habudu, Apoyun Çolak Şükrü, Ceniğin Gamber, Kör Sayit, Tıtır Şevket, İbicin Mıstık, Çükdanın İsa, Cinni oğlanın Kara Memet ve diğerleri cümbür cemaat aşağı mahallenin çeşmesinde yalan yanlış bir abdest alır doluşurduk camiye. Yukarı mahallenin çocuklarıyla beraber arkada iki saf oluşturur, hocanın vaizini anlamasak da iki dizimizin üstünde yinede sessizce dinlerdik.

Yatsı namazının sünneti sessizce kılınır Farz namaz başlayınca büyükler öne gider caminin arka tarafı tamamen bizim egemenliğimize geçerdi. Önceden ayarlayıp yakamıza taktığımız iğne yerinden çıkartılır secdeye gidenin kalçasına batırılırdı. Aman Allahım! Seyreyle gümbürtüyü. Mest olurduk gülmekten..tabii farz namaz olduğu için kimse namazını bozup bize müdahale edemez. Selama kadar epeyce de zamanımız var..Eğer arka tarafta yaşlı bir ihtiyar yada  Tınının Sağır varsa şamata tadından yenmez keyfimize diyecek olmazdı.. Herkes secdeye gidince Sağırın yada Deli İhsanın arkasına yaklaşılır iki ayağından tutup hızlıca çekince zavallı Sağır yada Deli İhsan halının üstüne yüz üstü up uzun uzatılırdı.. İşte o zaman seyreyle gümbürtüyü..Sağır başlardı  yüksek sesle Heytey tey hey tey tey..”  diye bağırmaya  tabii bizde  koşarak doğru avlu kapıya. Hoca “esselamu aleyküm” dediğinde bazen ayakkabılarımızı bile alamadan kaçışırdık. Mahallenin karanlık sokaklarına. Daha geri dönmek ne mümkün. Çünkü bunun ardından genellikle büyük sopa gelirdi hemde ne sopa. Acaba şimdinin çocuklar yapar mı böyle şaka.

Ramazanda çocuk olmak bayram sabahı bayramlıklarını giyip büyüklerin ellerini öpmek, şeker ve harçlık toplamak, arada birde topladıkları harçlığı sayıp para ve şeker çokluğuyla yandaki çocuklara hava atmaktır.

Çocuklar olmadan bunlar yaşanmadan çıkmaz ki ramazanların tadı…

Sürçü lisan ettiysek affola, Çoluğumuzla çocuğumuzla nice mutlu ramazanlara...


Metin KILIÇ / SAMSUN  

Seçim Yaklaşırken-1

İlçemizde ASPEST’li içme suyu sorunu çözülmesi gerekir.

İçme Suyu sorunu çözülecek ana başlıklı maddemizde mevcut şebeke suyumuz yetersiz ve bakımsız kaldığı her sene ilçemizi ziyaret eden gurbetçi ve misafirler tarafından dile getirilmektedir. Evlerde kullanılan su içildiği zaman mutlaka doktora gidilmektedir.  Mevcut içme suyu hatları yenilenip, Başçiftlik merkezine yakın kaynak içme suları bir merkeze toplanarak tüm hattın bakımı sağlanmalıdır. Bilindiği kadarıyla Başçiftlik içme suyu hattı aspestten imal edilmiş borularla oluşmaktadır. Başçiftlik sevdalıları olarak inşallah böyle bir proje bittiğinde İlçemizin 30 yıllık su sorunu bitmiş olacaktır.

ASBEST’in insan sağlığına etkisi;

Asbest son derece kanserojen bir maddedir. Solunum ya da içme suyu yoluyla vücuda girdiğinde başta kanser olmak üzere çeşitli hastalıklara yol açar. Uzmanlar cilde nüfuz etmesinin de mümkün olduğunu düşünmektedirler. Asbestin neden olduğu hastalıkların bazıları, akciğer zarları arasında sıvı toplanması, kireçlenme, akciğer zarı kalınlaşması ve akciğer dokusunda bağ dokusu oluşumu gibi selim hastalıklardır. Ayrıca ciltte yaralara neden olabilir.

Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), her yıl dünyada kanser yapıcı maddeleri düzenli olarak özelliklerine göre gruplara ayırmaktadır. Ajansın kanserojen maddeler listesinde asbest maddesi, "kesin kanserojen" tanımlanması ile 1. grupta sınıflandırılmıştır.

Fransa'da asbeste bağlı hastalıklardan her yıl 4000 kişi ölmektedir ve sayı giderek artmaktadır. Uzmanlar Birleşik Krallık'ta 1960 ve 70'lerde asbeste maruz kalmış kişilerden 120.000'den fazlasının akciğer kanseri nedeniyle yakın gelecekte öleceğini öngörmektedirler. Belçika ve Hollanda gibi ülkelerde 90'lı yılların başında asbest üretim ve kullanımı tamamen yasaklanmıştır. Avrupa Birliği'de 2005 yılından itibaren AB'ye üye ülkelerde asbest üretimi ve kullanımını yasaklamıştır. Geçmişte tersane işçisi olan babasının iş elbiselerinden bulaşan asbest nedeniyle kansere yakalanan genç bir kadın, 2007 yılında İngiliz Savunma Bakanlığı'ndan tazminat almaya hak kazanmıştır

İlçemizde bir Meslek Yüksek Okulunun açılması Sağlanmalı,

İlçemizde Meslek Yüksek Okulu açılması için Gazi Osman Paşa Üniversitesi Rektörlüğü ile gerekli yazışmalar yapılmalı ve GOP üniversitesi rektörlüğünün görevlendirdiği yetkililerle istişare toplantıları yapılarak, uygun bölümlerin belirlenmeli veya talep edilen bölümlerin bildirilmesi gerekmektedir. Bu talepler doğrultusunda isteklerimiz Rektörlük ile paylaşılmalı gerekli yer temini, gerekirse bina temini yapılması sağlanmalıdır. İlçe merkezine yapılacak bir Yüksekokul kalkınma ve esnaf açısında yaralı olacaktır. Başçiftlik içinde yetişmiş bu kadar insan bulunurken bizim bir yüksek okulumuzun olmaması, bizi yönetenlerin zaafıdır. Bu konuya mutlaka önem verilmelidir.

Başçiftlik-Niksar kara yolunun bitirilmesi için gerekli çalışmalar başlatılmalı,

Başçiftlik-Niksar Karayolu yapımı için Tokat Valiliği ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile irtibata geçilerek yolun yapılması için çalışma başlatılarak İlçe merkezi olan bir noktanın il ile olan bağlantısı daha güvenli olan bir yolla sağlanması yapılmalıdır. Yılda yaklaşık 50.000 kişinin 3.000 arabanın 5 ay boyunca faal olarak kullandığı bu yolun daha güvenli ve daha konforlu hale getirilmesi sağlanmalıdır.

Yeni bir mezarlık alanı tahsisi edilmeli,

İlçemiz merkezinde bulunan mezarlık dolmuş olup, yeni mezarlık yerin belirlenip, tahsis işlemleri yapılması gerekmektedir.

Mevcut mezarlığın ise daha düzgün şekilde tasnif edilip, çevre temizliği, mezarlık arası mesafelerin ayarlanması, içinde defnedilmiş olan mezarların yerlerinin tespiti yapılarak düzenli ve yâd edilebilir bir mekân haline getirilmelidir.

Çocuk Parkı ve Park yapılmalı,

Öncelikli konuların beklide en başında yer alan konulardan bir tanesi ülkenin ve bizim geleceğimiz çocuklarımız için daha düzgün olarak tasarlanmış ve modernize edilmiş bir çocuk parkına ihtiyaç duyulmaktadır.  Bu sorunun öncelikli olarak çözülmesi gerekir diye düşünüyorum.

İlçe Merkezinde bulunan Ali Şevki Erek Parkının yeşillendirilmesi, çiçek dikilmesi, ağaçların budanması havuzun bakımının yapılması gerekmektedir. Park birilerine ücreti karşılığında tahsis edilmektedir. Fakat bakım konusunda çok atıl durumda bulunuyor. Yaz dönemlerinde gurbetçi vatandaşların ve misafirlerin sabaha kadar durak noktası olan bu nokta bize yakışır şekilde olmalıdır.

İlçe Stadı düzenlenmesi yapılmalı,

İlçe merkezinde bulunan stadyum çürüme noktasına gelmiştir. Bakımı ve çimlendirilmesi yapılarak aktif hale getirilmelidir. Demirlerinin çürüme noktasına geldiği görülmektedir. Yıllar önce yapılan bu yatırım bayram şölenlerinin yapılacağı bir alan olarak kullanılmalıdır. Gençleri organize ederek bu alanlarda spor yapmaları sağlanmalıdır. Eskiden olduğu gibi memleketime 2 metre kar yağmıyor. Lütfen bu yatırımı aktif hale getiriniz.

Türkiye’de nadir olarak görülen bir şehir merkezi girişimiz bulunmaktadır. Yaşam süresi en az 25 yıl geçmiş çamlardan oluşan bir güzellik şehre girenleri karşılamaktadır. Bu özelliğimizi Bu güzelliği, bu özelliği daha da özel yapalım.

 

Ahmet KAYHAN / Başçiftlik.net Kurucusu, Sahibi

Esenyurt, İSTANBUL


 

 

Bu Kente Yalnızlık Düştüğü Zaman

Bazen bir şarkı alır götürür sizi, başka dünyalara. Kimin söylediğine bakmaksızın, müziğin melodisine, sözlerine yoğunlaşırsınız. İşte o şarkılardan biridir, "Bu Kente Yalnızlık Düştüğü Zaman" benim için. Bu şarkıyı ne zaman dinlesem, aklıma gelir memleketim ve o güzel günler. Önce hüzünlenir, sonra... Şarkı tadında bir Bayram yazısı sizlerle...

 

 

"Bu kente yalnızlık çöktüğü zaman
Uykusunda bir kuş olur ecelsiz
Alıp da başını gitmek istersin
Karanlık sokaklar kör,sağır,dilsiz

Ey sevda kuşanıp yollara düşen
Bilesin bu yollar dağlar dolanır
Yare ulaşmadan düşersen eğer
Yarına sesinin yankısı kalır.

Gecenin ucunda gün aralanır
Yar sevdasıyla ile yürek bilenir
Sızılı bir ırmak uğurlar seni
Su olup akarsın kır çiçeklenir"

Bazen bir şarkı alır götürür sizi, başka dünyalara. Kimin söylediğine bakmaksızın, müziğin melodisine, sözlerine yoğunlaşırsınız. İşte o şarkılardan biridir, "Bu Kente Yalnızlık Düştüğü Zamanbenim için. Bu şarkıyı ne zaman dinlesem, aklıma gelir memleketim ve o güzel günler. Önce hüzünlenir, Önce hüzünlenir, sonra hey gidi günler derim… 

Nerede kaldı o günler?

Oyun oynadığımız kalabalık sokakları, kapı önlerinde oturan anneleri, teyzeleri, nineleri…

Meydanda olta atan, kahvede çay faslı yapan insanları...

Yazıda top oynamaya yer bulamayan çocukları…

Ramazanda yapılan ev iftarlarını, evlere sığmayan Ramazan çoşkusunu....

Düğünlerin o neşesini, gençlerin ağırlıktaki kalabalık yürüyüşlerini, evlerden sokaklara taşan yemek sofraları…

Milli bayramlarda, önde trampet arkada sınıf sınıf öğrencileri. meydana sığmayan bayram günlerini…

Yaylalar ah yaylar, sabahın beşinde hayvanlarla, traktörlerle, öküz arabası gıcırtılarıyla yollara düşülen yayla göçleri… İnek, koyun, köpek sesiyle uyanılan yayla sabahları…

Otta, harmanda, patates hasadında insanlarla dolan tarlalar, bahçeler…

Niksar arabalarında yer olmadığı zaman şoför koltuğunun kenarına çocukların oturtulmasını, dolambaçlı yollarda  terleye terleye geçirilen yolculuk günlerini…

Seçim heyecanını, parti bayraklarını, kazananların sevinçlerini, kaybedenlerin hüzünlerini, zor geçen o anları…

Hele o bayramlar;

Annelerin, ablaların, gelinlerin köşe bucak ev temizliklerini, ekmek tekneleriyle fırında sırayla parmak ve pide pişirmelerini…

Bayram namazında lebe leb dolan camileri, namaz sonrası sokaklar boyu uzayan bayramlaşmaları…

Evlerde misafirlere kurula kurula bereketlenen sofraları…

Evet, bu günleri unutmak mümkün mü? Lakin bunların birçoğu artık hatıralarda kaldı. Çünkü Bu Kente Yalnızlık Düştü. Evler, yollar, sokaklar, meydanlar, camileri, yazı, tarlalar, bahçeler, yaylalar boşaldı. İnsanlar ekmeklerinin peşinde gurbete gitti, tatillerin dışında uğramadı bu kente.

Haydi, bu bayram gurbete ara verelim, düşelim yollara. Sıla rahim yapıp sevindirelim, anneleri, babaları, eş-dost, akrabayı. Dolduralım evleri, sokakları, Meydanı, camileri, yaylaları…

Ve önemlisi kaldıralım bu kentin yalnızlığını… 

İyi bayramlar, Başçiftlik…

 

Hasan AÇIKEL / Başçiftlik.net Genel Yayın Yönetmeni

Çorlu, TEKİRDAĞ

Adres: Esenyurt/İSTANBUL
 e-mail: basciftlik.net@hotmail.com
Aktif Ziyaretçi: 1 Bugün Gelen: 520 Dün Gelen: 755 Toplam Ziyaretçi: 1469254
Copyright  2017 Basciftlik Net
|
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Proje Dinamik Bilgi Teknolojileri ve Yazlm Hizmetleri