Metin KILIÇ / Gurbet Kuşları "Alamanya Treni" - Basciftlik.net
19 Haziran 2018 Salı 2:10
Gurbet Kuşları "Alamanya Treni"
Tarih : 2013.10.19  14:31:02

Merhaba Dostlar...

      (Bir önceki yazımızda yorgan sırtında ekmeğinin peşinde diyar diyar gezen gurbetçilerimizin öyküsü yazmıştım, bugün aynı konuya Almancılarımızla devam ediyoruz.)

Yazıma Sivas’lı halk ozanı Ali KIZILTUĞ’un  gurbeti anlatan bir şiiriyle başlamak istiyorum....

 

Asri gurber harap etmiş köyümü

Bülbül gidip baykuş konmuş gelele

Ben ağayım ben paşayım diyenler

Kapıları kitlemişler gelele

 

Bir ev burada bir ev karşıda kalmış

Soram hele bizim komşular nolmuş

Kırk senelik ağaç kurumuş kalmış

Bizim bahçe tanınmıyı gelele

 

Yanarımda ben bu derde yanarım

Bizim eli bulacana ararım

Güzellere sıra vermeyen pınarım

Taşlarına baykuş konmuş gelele

 

Dünyanın hiçbir yerindeki insanlar doğduğu toprakları kolay terk etmezler. Dünyadaki göç olayları incelendiğinde 2 ana nedenden dolayı insanların memleketlerinden göç edildiği görülür.

1-Açlık ve yoksulluk

2-Can güvenliği,

Başçiftlik’teki göç olgusuna bakıldığında temel nedenin toprağın verimsizliği nedeniyle emeğinin karşılığını tam olarak alamamaktan doğan “açlık ve yoksulluk “ olduğu görülür.

Babasının, atasının yoksulluktan çektiklerini gören genç kuşak, yoksulluk zincirini kırmak için hep çıkış yolları aradı. Gençlerin metropol kentlerle tanışması ve geçimin büyük kentlerde daha kolay ve rahat olması göçü tetikledi. 80’li yıllarda şehirlerde hızla kurulan konut kooperatiflerine cüzi fiyatlarla üye olan memur kesimi şehirde ev sahibi oldu. Bugün Türkiye genelinde 20 binden fazla Başçiftlikli yaşadığı bilinirken, yazın nüfusumuz 6-7 binlere ulaşırken kış nüfusun 3,4 bine düşmesinin nedeni gurbet kuşlarının doğdukları topraklardan doydukları yere hicretinden başka bir şey değildir. Gönül arzu ediyor ki dün gidenler bir gün kutu içinde ÇALDİBİ ne değil sağ salim baba ocağına kendi yurduna dönsünler.

Gidenler sadece yurt içine gitmedi. Bazıları da daha uzak diyarlarda yurt dışına gittiler nasibini oralarda aradılar.

Kalkınan Almanya 60’lı yıllarda sadece Türkiye deki değil 3. dünya ülkelerindeki bütün işsiz insanların da umut kapısı olmuştu. On binlerce insan aşını işini Almanya, Hollanda, Fransa ve Belçika gibi Avrupa ülkelerinde aradı. Özellikle kırsal kesimden Almanya’ya giden vasıfsız iş gücü çok zor şartlar altında çoğu kez Almanların bile çalışmadığı pis ve zor işlerde köle gibi çalışarak rüyalarında bile göremeyeceği paralarla köylerine geri döndüler. Birçoğu da bu kozmopolit dünyanın ışıltısı içinde yok olup gitti. Birçok aile söndü. İnsanlarımızın arkalarından o yıllarda “Almanya Almanya Türkten aptalını bulaman ya “ diye türküler bile yapıldı.

Başçiftlikten de Almanya’ya birçok insan gitti. Hatta hatırlarsanız Gargacının başkanlığında o yıllarda Almanya’ya işçi göndermek amacıyla birde kooperatif kurulmuştu.  Gınık (Mustafa BEYAZIT), Niyazının Ömer, Çükdanın Ahmet, Cingözün oğlu İsmail YÜCE, Beşlünün Halil, Eğünün Sabri, Kara Ahmedin kör, Tahsin GÜREL, Kamil KAYADELEN, Cafer KILINÇ, Gocaoğlagın Halil, Hilmi KAYMAK, Yunus POLAT, Hafızın oğlu Nesimi ve Hüsamettin DEMİR kardeşler ilk Alamancılarımıza sadece birkaç örnektir.

Daha sonraki yıllarda  Arabistan, Libya gibi ülkelere giden  Gocakahyanın Ali, Karagızın körün oğlu Ahmet KAYHAN, Cingözün Ahmet, Godanın Hilmi ve b.g. hemşerilerimiz de  olmuştur. Bir kısım hemşerimizde öğretmen, din görevlisi gibi unvanlarla devlet tarafından geçici görevle yurt dışına gitmiş, bunlardan bazıları (Necati BAYRAM ,Hilmi KAYMAK ve İsa AÇIKEL) geri dönmemiş gittikleri ülkeye yerleşmişlerdir. Hatipli’deki Alamancı sayısı bizden çok daha fazladır. Neredeyse her aileden bir kişinin Avrupa da olduğu söylenebilir.

Alamancılar sayesinde hayatımızın birçok unsuru değişti. Değişik model ve renklerde taksilerle tanıştık. Philips teyplerimiz Grundig marka transistörlü radyolarımız oldu. Naylon gömlek ve naylon çorabı biz ilk onlarda gördük. Perma sharp, jilet, fötr şapka ve kot pantolonla tanıştık. Arkası pamuklu (Kent, Lark, Lord, Astor, Pall mall, Marlboro, Parlement) sigaraları onlar sayesinde bol bol içtik..

Dolar, Mark, Frank’la merhabalaştık. Bu insanlar köylerde ilk değişimi başlatmış kazandıkları paranın önemli bir bölümünü Niksar’daki arazilere yatırsalar da bir kısmı köyde kalmış akrabanın eşin dostun ve köyün kalkınmasına büyük katkı sağlamışlardır. Kim ne derse desin, Alamancıların kalkınma ve sosyalleşmemizdeki payı hiçbir zaman inkâr edilemez.

Bulunduğu her yerde düğünde dernekte acı ve tatlı günde toplu yaşamanın yardımlaşmanın ve dayanışmanın en güzel örneklerini sergileyen Başçiftlik insanı doğuştan yiğittir merttir. Zeki ve çalışkanlıklarıyla çevresine her zaman örnek olmuştur. Hani “ekmeğini taştan çıkartır” deler ya işte bu tabir sanki Başçiftlikli için söylenmiştir. Bunun için her gittiği yerde tercih edilir. Okumuş yazmış kişilerdir. Neredeyse her evden bir öğretmenimiz vardır. Niksar ovasında espriyle söylenen “Başçiftlikten adam çıkmaz öğretmen çıkar” sözünü biz hiçbir zaman hakaret olarak algılamadık. Çünkü bizim çalışkanlığımızı da adamlığımızı da herkes bilir. Tokat ın bütün ilçelerinden ağırlıklı olarak da Niksar ve Reşadiye’nin bütün köylerinin tarihinde Başçiftlikli efsane bir öğretmen mutlaka vardır. Onları biz okuttuk.

Birinci bölümde ismine yer vermediğim Gurbet Kuşları Afyon da fardaslunun oğlu rahmetli Nihat, Bursa da Şahin, Kayseri Şeker Fabrikasında Yusuf Memiş in agabeyi (Dolmaoğlan), İstanbul’u yurt tutan Gara Hacı ve kardeşi, İsmet AVŞAR (Dimdik), Ali ŞİRİN, Osman BEYAZIT(Tren), Osman YAVUZ Eynesüllünün İlyas Abdullah ÇAMCI, Bebüğün İsmet ve daha genç nesillerden ismini sayamadığım yüzlerce hemşerim  siz Başçiftliğin ilk gurbet kuşlarısınız. Biz biliyoruz ki bulunduğunuz şehirleri  siz mecburiyetten mesken tuttunuz Afyonlu, Kayserili, Konyalı, İzmirli, İstanbullu oldunuz ama biz biliyoruz ki  ne siz Başçiftliği unutabildiniz ne de Başçiftlikli sizleri.

Başçiftlik insanına aş, ekmek temin eden onları gurbete taşıyan işçi simsarlarımız Halil Çavuş, Hamzanın İsmail, Yohmil, Şevket ÇAVUŞ, Mahmut OĞUZ, Hamzanın Ahmet, Tirilin oğlu, Selahattin, Dodilinin Osman, Karasıçan ve diğerleri. İnsanlarımızı Gebze’ye, Diyarbakır’a, Gediz’e, İstanbul Çobançeşme’ye, Florya’ya, Silivri’ye, Giresun’a ve daha birçok yere taşıyan, insanımızın aş, iş ve ekmek bulmasına yardım eden abiler. Sebep oldunuz, Allah sizden de razı olsun.. Pekiyi ya bürokratlarımız. İnsanlarımızın kalıcı bir işi olmasını sağlayan onları devlet memurluğu veya işçiliği ile tanıştıran onlarca insanımıza istihdam sağlayan bürokratlarımız. Biliniz ki sizin adınız kalplere altın harflerle yazıldı. Artık, sizler hiç ama hiç unutulmayacaksınız.

İnsanlarımız sizlerin sayesinde göçmen kuşlar gibi bir bir uçup gittiler, hala da gidiyorlar. Gidenler gittikleri yerlerde bir mahalle bir şehir oluşturdular gurbette sayıları binleri on binleri buldu. Birçoğu geri dönerken çokları da bir daha geri dönmedi… Bugün ülke genelinde 20 bin den fazla Başçiftlikli’nin yaşadığı düşünüldüğünde bu göçün boyutları tüm ihtişamıyla ortaya çıkmaktadır. Önümüzdeki yıllarda istihdama yönelik çalışmalar yapılamayıp bu göç aynı hızla devam ederse bu gidişle ilçede yaşayan nüfusun yarıya düşeceğini, Başçiftlik’in yazlıkçı emeklilerle yaşlı mukimlere kalacağını tahmin etmek hiçte zor değil.

       Sivaslı şair Ömer AKPINAR göçü anlatan şiirinde;

                     “Her yer viran olmuş konaklar bom boş

                   O eski günlere dönmek imkânsız…

                   3-5 ihtiyar ölüp Son kuşakta gidince köy bitecek

                   Gidenler ancak tabutla geri gelecek

                   Göçüp gidenleri bulmak imkânsız

                   O eski deseni vermek imkânsız” … Dese de. 

                                                            

Biz Başçiftlikliler Türkiye’nin neresinde olursak olalım özümüzü hiçbir zaman unutmadık unutmayacağız. Çakırın oğlunun davuluyla coşar cami önünde olta atar, Ağustosta soba yakar, yaylada çise altında gezmenin hasretini çekeriz. Baba evindeki ocağımız yıllarca tüttü bundan sonrada hep tütecek… Başçiftlik’ten vazgeçmedik vazgeçmeyeceğiz.

Sevgi ile kalın hoşça kalın…

*(Gurbet kuşları) Orhan KEMAL'in bir romanının adıdır.  Ekmeğinin peşinde şehre göçen bir köylünün (Memed’in) hayat mücadelesini anlatır. Daha sonra roman Halid REFİĞ tarafından aynı adla filme de alınmıştır. 

2458 kez okundu
Yazarın Diğer Yazıları
Adres: Esenyurt/İSTANBUL
 e-mail: basciftlik.net@hotmail.com
Aktif Ziyaretçi: 1 Bugün Gelen: 218 Dün Gelen: 479 Toplam Ziyaretçi: 1624927
Copyright  2018 Basciftlik Net
|
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Proje Dinamik Bilgi Teknolojileri ve Yazlm Hizmetleri